23 Şubat 2018 Cuma

Jose Mauro De Vasconcelos "Şeker portakalı" kitap özeti

Jose Mauro De Vasconcelos "Şeker portakalı" kitap özeti (Arzu)

[caption id="attachment_55880" align="aligncenter" width="200"] Jose Mauro De Vasconcelos "Şeker portakalı" kitap özeti Jose Mauro De Vasconcelos Şeker portakalı kitap özeti[/caption]

 

Vasconcelos'un 1968 yayımladığı "Şeker Portakalı" romanında yoksul bir ailenin hayal gücü fazlası ile geniş ve bir o kadar da yaramaz çocuğu olan 5 yaşındaki Zeze'nin tek dostu aynı zamanda da manevi babası olan Bay (Portuga) Manuel Valadares'in tren kazasındaki ölümünden sonra birden bire büyümesi anlatılıyor.
Herşey Zeze'nin babası Bay Paulo'nun patronu ile kavga edip işten kovulması ile başlar. Aile artık daha küçük bir eve taşınmak zorunda kalır. Taşınmadan önce ailesiyle yeni evlerine görmeye gittiklerinde evin bahçesindeki hintkirazı ağacını ablası Gloria ve demirhindi ağacını da ağabeyi Antonio sahiplenir. Bu durumda Zeze'ye sadece küçük portakal fidanı kalır. Zeze başta bu durumdan hoşnut olmasa da portakal fidanındaki tılsımı farkeder . Portakal fidanı konuşuyordur. O gün "Mnguinho" ismini verdiği portakal fidanı Zeze'nin en iyi arkadaşı olur.
Yeni evlerine taşınmadan önce eski evlerinde geçirdikleri son Noel'de Zeze kendisine hiç bir armağan gelmeyeceğini bildiği halde mucize olmasını umut ederek lastik pabuçlarını kapının önüne koyar. Zeze o gece kardeşi Totoca'ya armağan alma isteğini şu sözler ile ifade eder:
"Biliyor musun Totoca, bir armağan almayi o kadar isterdim ki. Bir tek armağan. Ama yeni olsun. Benim olsun yalnizca..."

Zeze ertesi sabah büyük bir hayal kırıklığı ile lastik pabuçlarının bom boş olduğunu görür. O anki öfkesi ile Zeze babasının yoksul olmasından yakınır ve başını kaldırdığı an kendisine hüzünle bakan babasıyla karşılaşır. Babasının gönlünü almak için Zeze boya kutusuyla evden çıkar, sokakta ayakkabı boyacılığı yapmaya girişir. Akşam ise kazandığı parayla babasına en sevdiği sigaralardan alır kendini affettirir. Yaramazlıklarından dolayı herkes Zeze'ye Noel'de armağan almayı bile hak etmeyen bir şeytan olduğunu söylese de babasını üzdüğü için bütün gün ayakkabı boyayacak yüreğe sahip bir çocuk Zeze.

Yeni evlerinde Zeze'yi 5 yaşında olmasına rağmen okula yazdırır. Zeze zekası ile sınıfın en başarılı öğrencisi olur, öyle ki sınıf ögretmenleri bayan Cecilia Paim'in en sevdiği öğrenci Zeze'dir. Bayan Cecilia Paim Zeze'nin nam salan yaramazlıklarına asla inanmaz. Bir gün Zeze diğer öğretmenlerin masasındaki bardakta çiçek olduğunu farkeder ancak bayan Cecilia Paim'in bardağı boştur. Zeze öğretmenine çiçek alacak parası olmadığından birinin bahçesinden çiçek çalarak öğretmenine verir. Çiçeği büyük bir mutlulukla kabul eden bayan Cecilia Paim birkaç gün sonra çiçeğin çalıntı olduğunu öğrenir ve Zeze'ye bir daha böyle bir şey yapmamasını , masadaki bardak boş olsa da o günden sonra bardakta bir çiçek olduğunu hayal edeceğini söyler.

Bu sırada Zeze her gün yaşadıklarını portakal fidanı Mnguinho'ya anlatmaktadır.

Zeze şarkı satıcısı bay Ariovaldo ile birlikte şarkı satmaya başlar. Zeze bay Ariovaldo'ya uğur getirir ve Ariovaldo yanında getirdiği bütün şarkıları Zeze'nin yardımıyla satıp bitirir her gün. Birgün bir kadının Ariovaldo'yu Zeze'yi şarkı satmak için kullanmakla suçlamasından sonra bay Ariovaldo Zeze'ye bir süreliğine beraber çalışmamalarının gerektiğini söyler. Zeze bu duruma üzülse de kabul eder.

Zeze'ye portakal fidanı Mnguinho'nun dalını at olarak hayal edip korsan maceraları yaşamak kadar zevk veren bir başka şey ise arabaların arkasına atlayıp yarasalık yapmaktır. Zeze daha önce kimsenin yarasalık yapmaya cesaret edemediği Portekizli Manuel Valadares'in arabasına atlar ve yakalanır.Bay Portuga (Manuel Valadares) Zeze ile alay ederek geri bırakır. Zeze bay Portuga'ya öfkelenerek büyüyünce onu öldüreceğini söyler. O günden sonra bay Portuga Zeze'yi gördüğü yerde kornaya basarak onunla alay eder. Zeze yine bir yaramazlığının sonucunda yaralanır ayağını cam parçası ile keser. Evlerinde ise Zeze'nin yaralandığını bilen tek kişi ablası Gloria'dır. Zeze diğer aile fertlerinin bu durumu öğrendiklerinde kendisini döveceklerini bildiğinden kimseye bu durumunu anlatmaz. Ertesi gün evdekilerin şüphelenmemesi için okula gider. Okul yolunda zar zor yürüyen Zeze'yi gören bay Portuga önce Zeze ile yine alay eder daha sonrasında Zeze'nin iyi olmadığını farkederek onu arabasına alır. Zeze istemese de o halde yürüyemeyeceği için mecbur arabaya biner. Bay Portuga Zeze'yi okul yerine eczaneye götürür ve ayağına pansuman yaptırır. Eczaneden sonra Zeze'yi pastaneye götürerek ona sevdiği şeyleri ısmarlar. Böylelikle Zeze bay Portuga ile dost olur. Her gün okula beraber Portuga'nın arabasıyla giderler. Bu sırada Zeze bay Portuga'ya ailesini anlatır. Onu sürekli dövdüklerini , yoksul olduklarını... Ama ikisi arasındaki dostluktan kimsenin haberi yoktur.

Zeze bir akşam babasının iş bulamamaktan dolayı üzgün olduğunu görür onu mutlu etmek için bay Ariovaldo'dan öğrendiği bir şarkıyı söylemeye başlar. Şarkıyı duyan babası daha da sinirlenir Zeze'yi öldüresiye döver. Ablası Gloria gelir Zeze'yi baygınken kurtarır. Bu olayın üzerine Zeze bir hafta boyunca okula gidemez. Bay Portuga ile de görüşemez bu süreçte. Bir haftanın sonunda okula gitmek için evden çıkan Zeze bay Portuga'yı her zamanki yerlerinde bulur hemen arabasına binerek olanları anlatır ve babasını sevgisiz bırakarak içinde öldüreceğini söyler. Ayrıca bay Portuga'dan kendisini ailesinden satın almasını ister. Bay Portuga Zeze'yi ailesinden koparmak istemediği için onun bu teklifini reddeder ama Zeze'yi hep oğlu gibi göreceğini söyler. Kendisine ait olan herşeyin Zeze'yede ait olduğunu söyler. Sevgiye aç olan Zeze o günden sonra manevi babası Portuga'ya hep uslu olacağına dair söz verir. Bay Portuga'da Zeze'ye bundan sonraki bütün Noel'lerde armağan alacağı sözünü verir.

Kitabın son sayfalarında bay Portuga'nın arabası ile beraber trenin altında kalarak ölmesinden sonra Zeze'nin yemeden içmeden kesilip hayata küsmesi anlatılır. Herkes Zeze'nin bu durumunu Totoca'nın söylediği portakal fidanının kesileceği yalanı için olduğunu düşünse de Zeze bay Portuga'nın ölümü sonrası o acıyla kısa bir sürede büyür. Aslında Mnguinho'nun at yerine koyarak çıktığı dalının sıradan bir dal olduğunu, ve portakal fidanının hiç bir tılsımının olmadığını farkeder. Mnguinho konuşmayan sıradan bir portakal fidanıdır.

Kitabın finali ise Zeze'nin bay Portuga'ya yazdığı şu satırlar ile biter:
"SON İTİRAF yıllar geçti, sevgili Manuel Valadares. Şimdi kırk sekiz yaşındayım ve zaman zaman, özlemimde, hep bir çocuk olduğum izlenimine kapılıyorum. Birden ortaya çıkıverecekmişsin, bana artist resimleri ve bilyeler getirecekmişsin gibi geliyor. Hayatın sevilecek yanlarını bana sen öğrettin, sevgili Portuga'm. Şimdi bilye ve artist resmi dağıtma sırası bende, çünkü sevgisiz hayatın hiçbir anlamı yok. Arasıra sevgimle mutluyum, arasıra da yanılıyorum; bu daha sık oluyor. O çağlarda, bizim çağımızda yani, yıllar önce bir Budala Prens'in, mihrabin önünde diz çökmüş Budala'nin, gözleri yaşlarla dolarak ikonlara şunu sorduğunu bilmiyordum: OLUP BİTENLERİ ÇOCUKLARA NİÇİN ANLATMALI?
Gerçek, sevgili Portuga'm; bunları bana çok erken anlatmış olmalarıdır."

4 Comments

Arzu özet için teşekkürker. Kitap okumak ve bunu severek özet haline getirerek paylaşmak çok istina güzel bir davranış. Ellerine sağlık kardeşim.

iki çocuğumda okudu bana daha nasip olmadı okumak elinize sağlık

Beni kırmadığınız için çok teşekkürler abim:) okuduğumu unutmak gibi bir huyum var . Unutmadan önce buraya yazmak benim için çok iyi oldu?

Arzum özet güzel olmuş beni çocukluğma götürdün
elline emeğine sağlık

*** Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar Silinecektir. ***
EmojilerEmojiler