Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti

Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali'nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. İlk olarak Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 tarihinde “Büyük Hikâye” başlığı altında 48 bölüm olarak yayınlanmıştır.




[caption id="attachment_55958" align="aligncenter" width="380"]Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti[/caption]


Rasim adında bir memur işinden atılmış işsiz gezmektedir. Yolda eski arkadaşı Hamdiyle karşılaşır. Hamdi onu evine davet eder. Konuşurlar Rasim işsiz olduğunu söyleyince Hamdi çalıştığı yerde ona iş bulabileceğini söyler. Rasim ertesi gün Hamdi'nin işyerine gider. İş bulur Raif adında bir tercümanla aynı odayı paylaşır. Ordaki Herkes Raif Bey için “sessiz, hiç konuşmaz, yıllardır buradayım ama onun hiç konuştuğunu görmedim, yaptığı Almanca çeviriler de son derece kötü” gibi yorumlar yapar. Rasim de pek umursamaz bu adamı. Lakin birşey dikkatini çekmiştir. Raif hergun siyah bir defter çıkarır okur ,yeniden kilitli dolabına koyar . Rasim o defterin ne olduğunu sorunca Raif hiçbir şey diyip geçiştirir. Hamdi Raif beyin odasına gelip geç çevirdiği bir yazı için bağırıp çağırır ama Raif tek kelime etmez . Yüz ifadesi bile hiç değişmezdi. Raif bey hastalanır, işe gelemez olur. çevirilmesi gereken evraklar vardir Hamdi bir çalışanı Raif'in evine yolayacakken Rasim gitmek ister, elinde çevrilecek kagitlarla Raif beye gider.Adamin ailesiyle de tanımış olur ve Raif Bey’in zor bir hayatı olduğuna kanaat getirir.

Bayağı kalabalık bir ailesi vardır.Baldızı, baldızının eşi ve iki çocuğu,, iki kaynı ve Raif Bey'in iki kızıyla aynı evde yaşarlar. Ve bunların hepsi Raif Bey'in iki kuruşluk maaşına bakar.Üstune birde Raif Bey’in üzerinde bir hakimiyet kurmuş gibilerdir. Her işlerini ona yaptırırlar.Sadece karısı Raife önem verir.Ama zavallı Raif Bey’in hiç sesi çıkmaz. O günden sonra Raif Bey ve Rasim, çok iyi anlaşırlar. Beraber yürür sohbet ederler, birbirlerine misafir olurlar. Son zamanlarda Raif Bey’in hastalıkları iyice sıklaşmış durumdadır.

Son hastalığı ağırdır.Ölüm derecesine gelmiştir. Rasim’i çağırıp o defteri getirmesini ve yakmasını söyler. Ama Rasim merakına yenilip okumaya başlar. Bu defter Raif Bey'in eski zamanlarda yaşadığını anlattığı günlük gibi birşeydir .Asil hikaye de bundan sonra başlar.


O yıllarda Raif Bey gençliğinde de  sessiz, arkadaşı olmayan, insanlarla konuşamayan, bir gençtir. “Avrupa’yı merak ediyorum” der defterin her sayfasında. Bir gün eline Avrupa’ya gitme fırsatı geçmiştir. Babası sabuncudur ve Raif’e “Almanya’da işçiler aranıyormuş, oraya git bir sabun fabrikasına gir sabun yapımıni öğren gel sabunhanenin başına geç” der. Raif Bey’de dediğini yapar. Bir pansiyon kiralar ve hayatına burada devam etmeye başlar. Babasının dediği gibi bir sabun fabrikasına girer. İşi rahattır. Sonra bir gün caddede gezerken, bir resim sergisi olduğunu görür. Resme meraklıdır ve içeri girer. Resimleri incelerken çok sıradan olduklarını düşünür. Ta ki, Maria Puder’in Kürk Mantolu Madonna resmine kadar…Resim Maria Puder'in otoportresidir.

Bu resim Raif beyde büyük etki yaratır hiç aklından çıkmaz adeta resimdeki kişiye aşık olmuştur. Her gün sabah sergiye gider kapanana kadar çıkmaz hep o resme bakar. Orda çalışanlar da artık Raif beye aşına olmuştur

Birgün yine Raif resmi izlerken bir kadın yanına sokulur. niçin resme bu kadar dikkatli baktığını sorar . Raif utancından annesine benzettigi için resme baktığını söyler. Yani daki kadinin yüzüne utancından da bakamaz.

Kadın ' anneniz öldü mü' diye sorar Raif 'hayir çok uzakta ' der. Kadın' ya öyle mi nerede' diye sorar ' Türkiye de' cevabini verir Raif kadın tekrar' anlamıştım bir ecnebi olduğunuzu ' der.

"Annenizin sizde resmi yokmu "diye tekrar soru yöneltir Raif " Var ama bu başka ' der kadın gür bir kahkaha patlatır Raif utanır. Kadın dalga geçerek' gidiyorum o zaman sizi annenizle baş başa bırakayım .

Raif o günden sonra utancından sergiye uğramaz ama resim hep aklındadır.

Birgün Raif bir arkadaşıyla içmeye gider gece eve dönüşte biraz sarhoş olmuştur ,yoldan kürk mantolu biri geçer ve resimde gördüğü kadına benzetir sendeleyip düşer kalkıp arkasını döneme kadar kadın gözden kaybolmuştur. Ertesi gün sarhoş kafayla hayal gördüğünü düşünür.içi içini yer gece aynı saate orda olmaktan zarar gelmez diyip dün kadını gördüğü saate yine aynı yere gider bekler bekler ve kürk mantolu Madonna karşıdan geldiğini görür. Onu takip eder. Atlantis adında bir mekana girdiğini görür. Raifte girer burasının bir gece kulübü olduğunu anlar. Biraz oturur ,solist sahneye çıkar keman çalıp şarkı söyler Raif sahneye bakınca o kişinin kürk mantolu Madonna olduğunu görür .Kadın da Raif'i görür. Şarkısı bitince yanına gelir. Raife niye sergiye birdaha gelmediğini sorar Raif şaşırır "nerden biliyorsunuz" diye sorar kadın sergide konuştuğu kişinin kendisi olduğunu söyler. Raif yine çok şaşırır .Kadın isminin Maria olduğunu söyler ve arkadaşlıkları burda başlar.

Beraber birçok şey yaparlar. Yemek yemeye, sinemaya, ormana, botanik bahçelere giderler. Çok güzel günler geçirirler birlikte. Maria her seferinde Raif’e umutlanmaması gerektiğini, kimseye güvenemediği için sevemediğini söyler.Biraz feminist bir kişiliğe sahiptir maria erkeklere güvenmez ,işi gereği nefret eder hatta. Ama Raif onu kendine aşık edeceğine hep inanmıştır. Ve Maria’da Raif’in bu naif kişiliği karşısında daha fazla dayanamaz ve kendini Raif’in kollarına bırakır. Birbirlerine sırılsıklam aşıktırlar.

İlişkileri güzel giderken Raif Türkiye'den mektup alır. Mektup eniştesindendir Baban öldü çabuk buraya gel. Bu mektup üzerine Raif Türkiye'ye döner. Maria’yla planlar yapmışlardır. Türkiye’deki işleri yoluna koyup, işleri devralıp Mariayi da yanına alacaktır.İşleri düşündüğünden dahada uzar. Maria’yla mektuplaşmaları devam etmektedir. Ancak, Maria’nın mektupları birden kesilir. Raif Almanya'ya gitmek ister ama Marianin son mektupta ona yaşadığı evden taşındıklarıni yazdığı aklına gelir ev adresini bilmez . Sesiz kişiliği yüzünden hiç arkadaşı da olmamıştır. Mariayi soracağı kimse yoktur. Öylece önyargılı davranıp Maria'nin onu bıraktıgını düşünüp kahrolur...O günden sonra hayatı hiç yoluna girmez ,daha sessiz bir kişiliğe bürünür.

Aradan on yıl kadar uzun zaman geçer. Raif evden alışveriş yapmak için çıkar. Hava almak için yolunu uzatır, Ankara'nın kalabalık caddelerinden yürür.

Arkasından birinin seslendiğini duyar . Bu Maria'nin kuzenidir.Yanında bir de kız çocuğu vardır. Bir yerlerde oturup konuşurlar. Raif maria'yi nasıl kadına soracağını bilemez. Konuşa konuşa lafi Maria'ya ya getirir ve duydugu karşısında yıkılır. Kuzeni Maria'nin 10 yıl önce öldüğünü,bu çocuğun Maria’nın olduğunu ve babasının bir Türk olduğunu ama kim olduğunu bilmediklerini söyler. Sonra trenin zili çalar ve küçük kız trene binip uzaklaşır...

Defter burda biter Rasim, defteri geri vermek için Raif Bey’in evine gider, ancak Raif Bey çoktan ölmüştür...


ARYA

2Yorum

  1. Sağol can parçam ? ya ben raifin mariya olan aşkını beğendim ama fazla önyargılı davrandi maria oňu bıraktı sandı başkasıyla evlendi falan evet bencil biri.
    Raif mariadan kızının olduğunu bilmiyordu ki sahip çıksın kanka sonradan öğrendi de yola çıktı kızı.
    Aynen mariya fazlaca feminist bir karalterdi bende sevdim ?

    YanıtlaSil
  2. Ya birde bu kitap Sabahattin Ali'nin almanyaya sürgün edildiğinde gerçekten yaşadıklarıymis bu yüzden de kitabi çok sevdim bende iz bıraktı ?

    YanıtlaSil

*** Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar Silinecektir. ***