Simyacı Kitap Özeti

Simyacı Kitap Özeti Yazar: Paulo Coelho'nun efsane eserlerinden biri olan Simyacı kitap özeti B.Günbeği arkadaşımız tarafından hazırlandı




[caption id="attachment_55955" align="aligncenter" width="254"]Simyacı Kitap Özeti Simyacı Kitap Özeti[/caption]


Kitabın kahramanı çoban Santiago'dur. Çoban olmadan Babası onun kilisede rahip olmasını ister ama Santiago rahip olup hep bir yere tıkılıp kalmak istemez . farklı yerler farklı şehirler ve farklı insanlar tanımak ister . Babasıyla konuşup onu ikna eder. Babası biraz para verip ' Git, kendine bir sürü al ve en iyisinin bizim şatomuz, en güzel kadınların da bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaşan' der

Ve Santiago sürü alıp farklı yerlere otlamaya götürüp farklı şehirleri gezer.  Zamanla sürüsüne çok düşkün olmuştur her koyununa isim koyup , koyunların onun dilinden anladığını sanar.

Aradan zaman geçer çoban koyunlarını kırpmak için bir şehire gider orda kapıda tüccarı beklerken bir kız görür, yanına gelir ve konuşmaya başlarlar. Kız tüccarın kızıdır ,  iyi anlaşırlar çoban ona hayatını ve okuduğu kitaptaki hikayeleri anlatır. Kız şaşırır

-okuma bilir misiniz der çobansınız okumayı nasıl bile bilirsiniz? Der .  Tüccar gelir koyunları kırpar (yünlerden giysi vs yapiyordur tüccar) ve seneye tekrar gelmesini söyler çoban ordan ayrılır ama kız aklında kalmıştır.

Aradan birkaç gün geçer kendine yeni kitap almak için şehire iner .bu arada çoban iki kez üst üste aynı rüyayı görür. Rüyasında  mısır piramitlerinin dibinde hazine  bulduğunu görür. Şehirde rüyasını yorumlaması için falcı bir kadına gider.Falcı ilk çok paragöz davranır sonra çoban rüyayı anlatınca,  rüyasının peşinden gitmesini söyler Mısır piramitlerine gitmesi gerektiğini ve hazine bulacağını söyler. Para istemem bulduğun hazinenin yuzde onunu bana vereceksin der ve çobandan söz vermesini ister. Santiago falcıdan çıkınca kendisini kandırdığını böyle boş işlerle ugraştıgı için kendine kızar ve aldığı kitabı okumak için bir banka oturur. Bankta yanına yaşlı bir adam gelir. Başta adama kitabını okumaya çalıştığı ve habire sorular sorduğu için sinir olur. Sonra öğrenir ki adam kral Melkisedek dir. Çoban inanmaz " bir kral neden bir çobanla konuşsun der. Kral çobanin tüm hayatını anlatır. Çoban şaşırır nasıl bilebilirsin benim en gizli sırlarımı bile der.

Adam ona hazineyi bulmaya çıkmasını, herkesin bir amacı ve herkes kendi kişisel menkıbesinin peşinde koşması gerektigini ve pek çok öğütte verir. Çoban inanmak istemez ama onca şeyi nasıl bilmiştir? Eğer sürünün onda birini kendisine verirse gizli hazineyi nasıl bulacağını söylerim der ve gider

Çoban sürüsüne çok bağlı olduğu için iki arada kalmıştır sürüyü satıp bir rüyanın peşinden gitmeyi pek akıllıca bulmaz ama iki kere üst üste görmüştür, falınının ve yaşlı kralın da söylediklerini düşününce  gitme kararı alır. Diğer gün kral çobanı bulur sürülerin onda birini alır ve  göğsünü açar parlayan elmasların olduğu göğüslüğünden iki taş çıkarır.

"Birinin adı Urim, ötekinin adı da Tummim'dir.Siyah olanı 'evet'demektir, beyaz olanı 'hayır' anlamına gelir.

 Bunların ona yol göstereceğini söyler.




[caption id="attachment_55955" align="aligncenter" width="254"]Simyacı Kitap Özeti Simyacı Kitap Özeti[/caption]


 Çoban taşları alıp diger koyunlarinida satıp yola koyulur. İlk durağı Afrikadır.

Afrika'ya gider bir kahvede oturup soluklanır yanıma bir adam gelir ve ispanyolca konuşuyordur çoban çok sevinir kendi dilinden konuşan birini görünce ona mısır piramitlerine nasil gidebilecegini sorar. Rehberlik etmesini istediğini ,ücretini ödeyeceğini söyler adam kabul eder "mısır piramitleri uzaktadır yeteri kadar varmıdır bakayim der" Santiago parayı çıkarınca adam parayı çakıl ortadan kaybolur. Santiago yıkılmıştır beş kuruşsuz bilmediği yabancı bir ülkede kalmıştır hava da kararmıştır bir köşede kıvrılıp uyur . Diğer gün karnının acıktıgıni hiseder etrafına bakınır bir gümüşçü dükkanına girer adama ' dışarıdaki gümüşler tozlanmiş ben hepsini temizleyeyim sizde bana yemek verin ' der ve temizlemeye koyulur. Dükkan sahibi Santiagoyla konuşur ve yanında işe başlamasını söyler. Santiago zekasıyla dükkana yenilikler getirmiş ve çok müşteri çekmiştir Bir yıl çalışır orda ve Bir yılda hem sattığı koyunlarının 2 katı para kazanmıştır hemde Mısır'a gidecek parayı toparlamıştır.

Gümüşcünün yanından ayrılır ve Mısır'a gitmek için .Bir meydanda toplanırlar Mısır'a gidecek yolcular aralarında İngiliz diye hitap edilen biri ile karşılaşır bu simyacıyı arayan bir İngilizdir. O bakır madenini altına dönüştüren formülü öğrenmek ister ve buna ömrünü vermiştir.

Ve uzun çöl yolculuğuna başlarlar. Yol boyu İngiliz kitap okurken, çoban etrafı izler. Çobanın öğrenmesi ve keşfi doğa ile ingilizin ise kitaplarladır.

Yolculuk bitmiştir. Bir vahaya gelmişlerdir. İngiliz, simyacıyı bulacağı yere gelmiş ama çobanın mısıra ulaşmasına daha çok yolu vardır. Burada konaklar . Gruplar arasında savaş çıktığını etraf sakinleşip, daha güvenli hale gelene dek bu vahada kalması gerektiğini söyler rehber onlara.

İngiliz ile arkadaş olurlar. İngiliz ona çeşmeye gelen vaha insanına Simyacıyı  sormasını ister . Bir adama sorarlar ters cevap alırlar sonra bir kadın gelir çoban kadınla konuşur ve aşık olur .

Kızın adı Fatimadır ve ona bir hazinenin peşine düşerek buralara geldiğini anlatır ama onu gördükten sonra bundan vazgeçtiğini onunla burada evlenip yeni bir hayat kurabileceğini söyler

Çoban Bir gece yıldızları izlerken iki kartalın süzülüp kapıştıgını görür ve o görüntü bu anda gözünün önünde savaş halinde vahaya saldıran hayrutlara dönüşür. Çoban gözünü açıp kapatınca yinr kartalari görür ve az önceki görüntüden cok etkilenir . Yolda beraber yolculuk ettiği bir deveci yanına gelir. Çoban gördüğünü Deveciye anlatır. Deveci hayatın verdiği işaretleri görmesini göz ardı etmemesini ister ve gördüğünü kabile reisine anlatması gerektiğini söyler.

Çoban gördüklerini kabile reisine söyler . Reisin yanındaki kişler saçmalık olduğunu vahanın tarafsiz yer olduğunu kimsenin saldırmayacağını söyler. Çoban ' ben sadece anlattım inanip inanmamak size kalmış ' der.

Kabile resisi bir hikaye anlatır HZ. Yusuf'un hikayesini . Görüldüğü rüyayı ve rüya sayesinde mısır azizi olduğunu. Bu çocuğu da ona benzetir eğer gördüğün gercekleşirse altın verirlecektir ama gercekleşmezse öldürülürsun der ve çobanı gönderir.

Çoban kendi çadırına doğru yürürken bir atlı tarafından yolu kesilir adam ' atmacalarin uçuşunu sen mi yorumladın "diye sorar  . Çoban evet der. O atlı aslında ingilizin aradığı Simyacıdir. Simyacı yorumun doğru ise yarın beni bul der. Ertesi gün vahaya gerçekten saldırırlar ama çoban sayesinde önlem alınmıştır ve vaha sakinleri bu saldırıyı atlatır. Çoban Simyacınin yanına gider.

Simyacı onun yabancının bu ülkede de ne aradığını sorar çoban kendi kişisel menkıbesini aradığını söyler . Simyacı bu konuda yardımcı olur ve beraber Mısır'a doğru yola çıkarlar. Simyacının da özel güçleri vardır. Çobanın yolculuğunda onun yanında bulunup ona çölün dilini, işaretlerini anlamayı öğretecektir

Yolda çoban simyacıdan çok şey öğrenir.( Ve okurlara çok şey kayar çoban ve Simyacı arasındaki güzel diyaloglar)

Yolda da birçok sorunla karşılaşırlar.

En son Mısıra varış öncesi son aşamayken ikisini yakalarlar ve hırpalarlar artık kaçış yoktur, tüm değerli eşya ve paralarını da alırlar. Simyacı onları ikna için, “Arkadaşım bir simyacıdır ve özel güçleri vardır. Hatta rüzgarın yerine bile geçebilir.” der.

(Burda kitâp biraz fantastik bir hâl alır)

Haydutlar eğer yarina kadar böyle birsey gercekleştiremezse ikisinide öldüreceklerini söyler. Coban sonra Simyacı'ya kendisinin degil onun Simyacı olduğunu şimdi nasil rüzgara dönüşeceğini ve neden böyle birşey yaptığını sorar. Simyacı yüreğinin sesini dinlemesi gerektiğini söyler. Çoban teke tek rüzgarla, Ay'la Güneş'le konuşur ( bunlar yaşama dair felsefik konuşmalardır) çoban rüzgara dönüşür ve biraz ötede tekrar eski haline döner haydutlar Simyacı ve çobanı bırakır.

Ve Mısır'a varırlar Simyacı öncelikle bir arkadaşına uğrar ve orda bakırı altına dönüştürür. Bir parçasını cobana birini arkadaşıma verir. Ve çoban tek başına 3 saatlik yol aşarak mısır piramitlerine ulaşır.

Piramitlere yaklaşır aklına yaşadıkları ve sevgilisi gelir ve gözünden yaş gelir.simyaci daha önce gözündeki yaş nerrye akarsa hazinen ordadır demiştir. Burayı elleriyle kazmaya başlar, tam bu sırada iki haydut gelir. Ne yaptığını sorarlar.Onu döverler ve öldürmemeleri için tüm parasını alırlar. Niye orda bulunduğunu sorarlar . Çoban 2 kez üstüste aynı rüyayı gördüğünü anlatır.

Haydutlar dan biri böyle basit şeylere kanacak kadar salak olmadığını, ben de seneler evvel iki kez bir rüyayı üstüste gördüm ama ben koskoca çölü aşacak kadar şaşkın değilim der ve rüyasını anlatmaya başlar....

Rüyası çobanın koyunlarıyla bulunduğu yeri tarif etmekte orada çobanın çoğu kere yattığı tavanı kırık yıldızları izlediği kilisenin içinde firavuninciri çiçeğinin dibinde hazine var demektedir.

Haydut bunları söyler ve uzaklaşır. Çoban tebessüm eder...Aslında yaşlı adam en başından beri her şeyi bilmektedir. Hazine geldiği yerdedir ama bunu bilebilmek içinde kendi yaşam sınavını tamamlaması gerekmektedir.

Eve geri döner. Kiliseye firavunincirinin dibine...orayı kazmaya başlar. Ve keşiş rüzgarına söylenir bunca şeyi yaşamadan erişseydim beni bunlardan koruyamaz mıydın en başında..? Hayır diye yanıtlar rüzgar" eğer bu yolculuğa çıkmasaydın bunca ihtişamlı ve güzel olan piramitleri göremeyecektin, piramitler çok ihtişamlı ve güzellik degilmi" :) çoban kralın verdiği

Urim ile Tummim' taşlarını da sandığa koyup aşkı Fatıma'ya gider...

ARYA

0 Yorum

*** Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar Silinecektir. ***